Sedat Gündüz

Aşk deme.. Aşkım hiç deme!

Kategori: Belirtilmemiş









Gözlerim, gözlerinin uçurumundan düştü düşeli bir tek tutunduğum ama sevdamı kaldıramayan kirpiklerin kaldı düşlerimin hüzün eken bahçesinde…


Yaşatmayı bilmiyorsan yanaşmayacaksın aşka…
Dudaklarımın kırıklarını öpme sevmeyeceksen…
Saçlarında ki bahar kokusunu estirme…
Boynunda asılı tutma nefeslerimi…
Sevdirme yüreğini, yüreğime can vermeyecekse dokunuşların…
Dokunma hüznüme, mutluluğunla aldatmayacaksan…
Aşk deme…
Aşkım hiç deme…
Yaşatamayacaksan sevdanın mucizesini…

Bitti demeyeceksin, (ben)i (biz)in yapacaksan…
Eskitmeyeceksin yüreğimi…
Yıpratmayacaksın kalbimi…
Aldatmayacaksın sevdamı…
Ağlatmayacaksın gözlerimi yokluğunu özlem ateşine attığın vakit, nefessim kesilmeden gidersen bile ben olmadığım için döneceksin cennetten bile…
Yaşatamayacaksan hayattın da beni, birlikte ölmeyi beceremeyeceksek…
Aşk deme…
Aşkım hiç deme…
Yaşatamayacaksan sevdanın mucizesini…
Sevdirme sevgiyi…


Yüreğinin köhne noktasında bittirmemişsen geçmiş acılarını…
Geleceğine ortak etmek için, mahremime nazlı gülümseyişler yollamayacaksın…
Sevilmeye açsan, sevmeden kalkmayacaksın o halde aşk sofrasından…
Önce seveceksin…
Sonra sevmemi hak edeceksin…
Yormayacaksın…
Korkmayacaksın…
Yılmayacaksın…
Aşka ait olmayacaksan…
Aşk deme…
Aşkım hiç deme…
Sevmeyi bilmiyorsan…
Seni seviyorum mu ziyan etme…

Yüreğim aşkın hiç geçilmemiş sokaklarında bulmuşsa seni…
Dokunmamışsa kimseler kalbimin aşk damarına…
Ve geldiysen aşk benim diye…
İşte önce seveceksin…
Ben dünden razıyken gözlerinin mateminde gülücükler saçmaya…
Bugün ve yarınlık aşk değil…
Ömürlük olacaksan…
Şimdi de bana…
Aşk de…
Aşkım de…
Seni seviyorum de…
  
 Sedat Gündüz
                             
 ©Bu şiirin/yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir

05:04 - 28/9/2009 - Yorum {1} - yorum yaz


Etiketler : sedat gündüz,aşk deme,

Bana geldiğin yol aşk izleriyle doluydu.(Meçhule mektup)

Kategori: Belirtilmemiş





MeÇhUL...

Sende olmayanlar toplamıydı hayatım ve bana bulaşmayanlarla örülüydü yaşamın!


Sıfatına "yeni" dediğim her duygu,sende eski bir yaranın adıydı.
Ben aşk kanamalı gecelerde öleceğim korkusuyla yaşarken,sen her yaralanmada,sabra durmayı başaracak kadar iyi biliyordun merhemini ya da kendini iyileştirmeyi!

Benim şaşkınlıkla karşıladığım her şeye,"yine"görmüş olmanın alışkanlığıyla bakıyordun...


Sana geldiğim yol,yeni bir yoldu benim için.
Sanki hiç gidilmemiş...
Bense o yolun ilk yürüyeniydim.
Bana geldiğin yol,aşk izlerinle doluydu.Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin.Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında...
Oysa ben,gelişini "milat" sayacak kadar başlıyordum aşka...



"Biz" olmaya yetmeyecek kadar çoktu engelimiz...
Aşılan her engelle daha çok "biz" oluyorduk ama...
Birlikte vardığımız her noktada,birbirimizi yitirmekle başlıyorduk yaşamaya.


Alıştığımız kayıplar yetmiyordu da bizi bizde silmeye.
Birbirimizin içinde ölmemiz,imkansız bir Azrail işiydi...
Nasil yer etmiştik içimizde?Sen öyle uzak,ben böyle çocuk...
Hiçbir şarkıda anlatamazken halimizi ve sığınamıyorken de birbirimize;kim avutur bizi ya da kim anlar?



Her çoğul kavgada yerini buldu yaralı geçmişimiz...
Unutma özürlü hafızalarımız içimize aşk oldu,dışımıza kin!
Bizi küskünlükler bağladı,aşk ayırdı...
Seni seviyorum'lar düştü dilimize her bağırışın ardından...
Seni seviyorum'lar düştü dilimizden,ellerimiz ellerimizdeyken.....


Ve...

''sabrımın apoletleriydi
göğsümde taşıdığım tüm küfürler''


(c)Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisene ve/veya temsilcisine aittir.

21:54 - 22/9/2009 - Yorum {1} - yorum yaz


Etiketler : meçhul,sedat gündüz

Vakit bir aşkı var etme vakti

Kategori: Belirtilmemiş

 

Ellerimin ellerinde can bulma mesafesi bir parmak aralığı kadar…

Yüreğimde barınamayan seni seviyorum cümlesi sana ait olmak için dişlerimin arasına düştü bile…

Vakit bir aşkı var etme vakti…

 

Gözlerine bakmaya utanıyorum aşkın sen halindeyim ve bunu söyleyemiyorum…

Sana olan aşkıma kimseler şahit olmadı…

Kül renkli akşamüstü ve kendini bile ıslatmaktan aciz yağmurdan başka…

Senli olmaktan kaçışım sessizliğime karışıp, sayılara ortak etmekle başladı zamanı…

Durmadan zamanı sayıyorum…

Bir… İki… Üç…

Gönül özgürlüğe varmadan, vaktin tek düşmanım olduğunu, her görüşürüz deyişinde sana biraz daha ait olduğumu anlayınca farkına varıyorum…

 

Gözlerinde ki eflatun, yüreğimde ki ateşi…

Yüzünde ki ay ışığı, tanrıya inancımı…

Gülüşünde ki hayat, yaşama tutunmamı…

Saçlarında ki koku, aşkın kaçınılmazlığını…

Sayılarla her defasında hatırlatıyordu…

Bir… İki… Üç…

 

Aşkın var olmadığına inanan ben bile…

Varoluşun karşısında tövbe ediyordum...

 

Senin için söylenmiş türküler vardır elbet…

Ve kullanılmamış mecaz yoktur güzelliğini tarif etmek için…

Yalnızlığımı sensizliğinle aldattığım günden beri, yalnızlığımın bedduasından mıdır?

Kalbimin romatizmaları daha çok artı…

Varlığınla yeniden hayatta merhaba demişken…

Sevdamı zamana yenik bırakmama aşkına…

Ve bir daha suskunluğun pişmanlığını yaşamama adına…

Tutanaklara geçmesi için son kez sayıyorum…

Bir… İki… Üç…

VAKİT BİR AŞKI VAR ETME VAKTİ…

      Yüreğimi ellerine bırakıp itiraf ediyorum…

SENİ SEVİYORUM…

SEVİYORUM SENİ…

 
SEDAT GÜNDÜZ.

 

©Bu şiirin/yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.

 

03:11 - 18/9/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : SEDAT GÜNDÜZ,AŞk

Gel,aç ve kaç...

Kategori: Belirtilmemiş



İdama giderken hislerim, güneşin yüzünü görmeyi bekledim hep. Kalemi kırık bir aşkı mühürledim yüreğime. ?Unuttum! diye haykırırken bile unutmadığımı ispatlıyordum kendime...

 

Bir kentin ufuk çizgisinde bitmediğini anlamak için "gitmek" değilmiş gerekli olan...Büyümek de istermiş sınırları görebilmek...Büyüdük! Büyüdükçe, büyüdü dünyamız ve daha da yükseldi tel örgülerimiz...Bir gün "aşarım" dedin, bir gün "aşarım" diyorum...Kendi geleceğimizi ütopyalarla ipotek altına alıyoruz ve "yapacaklarımız" dolu yarınımıza şimdiden "düş" gözüyle bakıyoruz..

.
Benden yıllarca önde olan adam; tel örgülerin ilerisi mayın tarlası değilse, neden hala bu duruşumuz?  Büyüdükçe korkak mı oluyoruz?  Büyüdükçe, alışıp, sınırlarımıza tel örgülere mi yeniliyoruz yoksa onlara sevdalanıyor muyuz?

 

Duvar örülü kapıların gerisinde özgürce büyüdük ama anlamadın, anlamadım büyüdükçe büyüyen esirliğimizi...Azalan özgürlüğümüzü! Kaçmak adına yapabildiğimiz en büyük firar, bir yüreğe sığınmak oldu...


Kaçtığımızı sandık oysa tutsak düştük bir aşka! Gönüllü esaretimizde unuttuk, yeryüzünün uzaklarının da olduğunu unuttuk...Unuttuk başkalarını. Başkalaştığımıza inandığımız aşkta, en önce, inandıklarımızı reddettik...


Sen ve benden "biz" oldukça, göremedik, aslında senin nasıl da "ben" olduğunu; benimse, senin haricini tanımadığımı...Gözlerinde olup bitenin farkında değilsin...Farkında değilim bakışlarının elini ayağını bağladığımın...

Ben senin, kaçmak istediğinde açabileceğin ve sonrasında dünyanın yüzüne çarpıp gidebileceğin bir kapıyım!


Gel, aç ve kaç...

 

Bir gün bırakıp gitmek istediğinde her şeyi; kitaplar dolusu rafları, masa üstünde, sayfalara meydan okuyan kalemini, duvarlara yapıştırdığın ve unutulmaya yüz tutmuş dipnotlarını, yalnızlık döşeli evini ve belki de kendini ve belki de beni, terk etmek istediğinde ardına geçebileceğin bir kapıyım!

Gel, aç ve kaç!

 

MEÇHUL'E MEKTUPLAR (3)

 

(c)Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.

13:26 - 14/9/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : MEÇHUL,SEDAT GÜNDÜZ

Meçhul'e mektuplar...(2)

Kategori: Belirtilmemiş




Yoruldum yâr...


Bütün kapılarımı kapatmaya hazırlanıyorum gönlümün. Kimliğimi hediye edip bu şehre, her bir adımımda anıları sürükleyip ardımdan ve rotamı da ekleyip nabzıma gidiyorum? Mutlu günlerin gelmesini bekleyen çehremdeki çizgileri siliyorum. Ceplerimi dolduruyorum yedekteki acılarla. Her sabah yüzümü yıkadığım tavana asıyorum hayallerimi. Ansızın içime düştüğün günden beri ayakları burkuldu ömrümün. Ve ben her gün bir daha ölmek için uyanır oldum uykumdan. Paslandı gözlerim.

 

 Sen kendin için kal yâr ben senin için giderim. Bu defa sürgünlere giden yüreğime bedenimi de eklerim. Bağdat olurum yıkılırım kurşunlara. Filistin olurum kalırım duvarlar arasında. Ama yine de İstanbul?u saklarım alınyazımda.Nerde olursam olayım unutma yâr; yarın yeni bir gün ve her yeni günde olduğu gibi senli ölüme hazırlanıyor gönlüm...

Ama SEN GİTMEK İSTERSENDE...
GİDERKENDE HİÇ BİR PARÇAMI GÖTÜRME!!

Beni sensizliğimle baş başa bırak kapısı olmayan bir odada. Göğsümde cam kırıkları söndür, izmaritlerle yarala kalbimi. Bırak biz kaybedelim, başkaları kazansın. Başkaları takıp maskelerini çalıntı aşk sözcükleri söylesinler birbirlerine, maskelerinin ardından sahte gülümsemeler fırlatsınlar, yüzeysel sevişsinler, derinliğini kendileri belirlesin kazılacak mezarlarının.

 

Bırak biz kaybedelim, kırılsın kalemimiz, müebbet aşk cezasına çarptırılalım. Taburemi tekmele, sallansın biriktirdiğim karanlık anılarım dar ağacında. Beni bir pazar akşamüstü yağmurlara göm.

Darbe oldu, karartma geceler yaşıyorum. Sigara ve yalnızlıkla besleyip kalbimi..Beni tekrar sevmeyerek cezalandır, tekrar düşünmeyerek uzaklaştır kendinden. Darbe oldu, ben sarhoş oldum sonra; her aynaya baktığımda kendimi göremedim, yalnızlığıma üzülüp tüm ışıkları kapattım. Bana ustaca planlanmış bir suikast girişiminde bulun. Silahında tek kurşun olsun, yalnız bir kurşun, göğsümü parçalayıp kalbimi yalnızlığından tanıyacak kadar yalnız bir kurşun!

Tetiği en masum parmağınla çek…

Beni bir sahil kenarından fırlat denize doğru. Rüzgar saçlarını dalgalandırmasın ve suskunluğu bozulmasın kumsalın.

Bazen koyu gecenin sabaha karşısı gibiydin sen, gözlerinde herkesin farkına varamayacağı bir ışık vardı, beni o ışıkla sabote et. Parmak uçlarını sevincime batır, maskelerimi yırt. Beni topluma kazandır ve uzaklaş geldiğin karanlığa doğru.

Yağmuru sustur şimdi, gecenin tüm sessizliğini içine çek. Belki ben de bu koyu sessizliğe katlanabilirdim, mevsimlerden sonbahar olmasaydı...

MEÇHUL'E MEKTUPLAR...
(c)Bu yazının her hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.

03:11 - 12/9/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : SEDAT GÜNDÜZ,MECHULÜM

Sonraki Sayfa
Hakkımda
Burada ve şimdi denen garip yere hoş geldin Sihir bu, hiç kimsenin sebebini ve nasıl olduğunu bilmediği bir gizem Gerçekler yalın ve basit ama açığa vurulamazlar Ve burada konuşulan her kelime bir yalandan fazlası değil Bu yüzden duymaya ve görmeye çalış bu yalanların ardındaki gerçekleri Kulaklarının kulaklarıyla ve gözlerinin gözleriyle... SEDAT GÜNDÜZ... sitedeki şiirlerin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler

Son Yazılar
- Aşk deme.. Aşkım hiç deme!
- Bana geldiğin yol aşk izleriyle doluydu.(Meçhule mektup)
- Vakit bir aşkı var etme vakti
- Gel,aç ve kaç...
- Meçhul'e mektuplar...(2)
- Feyz alıyorum içimdeki Feyza'dan..
- Aşkım yoksa sen aşk değil misin?
- İki tek gül
- En son seninleyken aşk bitmişti
- Sakın gelme.

Etiket Bulutu
osman gündüz amcam gündüz ailesi ramazan gündüz sedat gündüz aşk deme meçhul SEDAT GÜNDÜZ AŞk MEÇHUL MECHULÜM FEYZA aşk seni seviyorum cennetimsin feyzam ikimiz sevda ayrılık özledim en güzel aksin
Arkadaşlarım
sedaca
cobanyildizim
mervocanx
benimkendidunyam
beyzaesemen
gayya
gulerr
gizemnotuseviyoruz